beylik lafları, büyük sözleri sevmem. beceremem de hem. lakin beşeriz şaşıyoruz işte bazen. maksat aşılabiliyor, hafıza kayba uğrayabiliyor. büyük söz söylemek için hem büyük düşünmek gerek.. misal bugün yirmidokuz aralık perşembe. düşünüyorum da bu tarihte önemli bir olay yok tarihimde. yalnız bu tarihte hiç bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. tarihimde yok bu kadar titreme. kalorifer en son ayarda yanıyor ofiste. kâfi gelmiyor. klimayı da otuza kilitliyorum. güneş zaten sırtımda. sırtımda olan başka şeyler de var. ağır yükler mesela. hayatın yükü. omuzlarıma çıkan. hatta zaman zaman boyumu aşan. hayır bilakis şikayetçi değilim bu durumdan. hayat bu kabulümüzdür artık, inişler çıkışlar, hüzünler sevinçler, zorluklar kolaylıklar olacak elbet. şikayetçi olduğum bizzat ben kendimim sayın hakimim. hiç bir terzi dikiş tutturamadı, en usta balansçılar ayarlayamadı, en ateşli sevdalar yakamadı da bir kır çiçeği soldurdu bitirdi bu ruhu. her defasında sert ve kırılmaz olduğunu düşünürken bu kadar naiflik. evlere şenlik. düğünümüz var dostlar sonra ersen ve dadaşlar.
böyle böyle karışıyor kafam işte. aslında gayet kendimdeyim bu taraftan. lakin öte yandan bakarsak belki deliyim belki delirmek üzereyim. belki de sartre'yi okumayı bırakmayalım.
işin doğrusu hakimim. çok sıkıcı buralar. vakit geçiriyorum. kurtulmak için tünel kazan mahkumlar gibi beynimi oyuyorum. kötü şans, hala ışık yok. ve ışık olmadıkça da maalesef devam edecek bu kara yazılar. sizin için üzgünüm bayım. ama hayat bazen de böyle bir şey işte. yoksa ben de isterdim yeni yıl , yeni yıl kutlayayım, sevgi pıtırcığından uyarlanmış yuvarlak ve süslü kelimeler edeyim. istemez miyim sanıyorsun. ama malzeme bu! üzgünüm bayım. gerçekten üzgünüm. hem sizin adınıza hem kendi adıma üzgünüm.
sonra yine düşünüyorum çok düşünüyorum bazen de az. bazı zamanlar ise hiç düşünmeden saçma sapan yazılar yazıyorum. çoğu başkalarında hoşuma gitmeyen tarzda. ve hepsi taslakta giyotine yatırılmış birer hükümlü gibi bekliyorlar şimdi. bir ümitle bazen. son an da af çıkar da kurtulur muyum ümidiyle. yahut ümitsizler hepten benim gibi. lakin ve yine de yılmıyorlar yine benim gibi. mücadeleye devam ediyorlar. içlerinde dehşet cümleler var misal benim bile hoşuma giden. dediğim gibi öyle büyük beylik olmayan ama sıradan da olmayan cümleler, tamlamalar falan. hani bazen düşünüyorum da sırf bu zamansız ve ayarsız tamlamalar için bile yazdığım söylenebilir. kendim için... ne kadar banal ve bayat bir laf ama öyle. sizi temin ederim ki öyle hanımefendi. sizi temin ederim.
ve şimdi bakıyorum da saat 11:12 olmuş aslında 09:52 de başladım yazmaya. durup durup yazıyorum. arada bir kaç evrak imzalıyor, telefonla görüşüyorum. sonra yeniden yazıyorum. ve artık üşümüyorum. klimayı kapattım. güneş de uzaklaştı zaten. kalorifer yetiyor şimdi ısınmama. ama kalbim hala soğuk madam. hala soğuk!
.
sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye....
