sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye....

10 Ocak 2012 Salı

somethings 23 - şans adamım

koca otoyolda o kamyonun arkasında kalmam, gişelere onun peşinden girmem şanstı bir nevi, evet. aslında cambazlık yapıp tehlikeli bir iki manevrayla önüne geçebilir, gişelere ondan önce girebilirdim. girmedim. yağmur yağıyordu. güzel de yağıyordu. hem acelem deyoktu. ezginin günlüğü dinliyordum. uzun süre sonra en çılgın ama en dingin pazartesiydi. belki bu yüzden vitesi küçülttüm ve iri cüssesiyle bir boz ayı gibi önümde salınan bu kamyonun sırasına girdim.
bizi izlemeye devam edin
şans adamım
yazıyordu arkasında.
gülümsedim. uzun süre sonra bir pazartesi sabahı.

*
rüzgar soğuk ama öyle güzel esiyor ki. kayıtsız kalamıyorum. pencereden yolu izliyorum. kamyonlar, otomobiller geçiyor en çok. otobüsler daha az geçiyor. ama ben en çok otobüsleri seviyorum. uzun yola giden. dönüşsüz sadece gidişi olan. nereye gittiği belli olmayan. uzak umutlara götüren. hayallere dalıyorum. nereye gittiği belli olmayan kırk beş kişilik bir otobüste cam kenarındayım. uykum yok ama başımı dayayıp düşüncelerimle gidiyorum gözlerim kapalı. ve beni nelerin beklediğinden habersiz. " iki ihtimalin var evlat demişti. iki ihtimal. sadece..."

*
altı yaşında olmalıydım. beş de olabilir. bir otobüsün arka koltuğundayım. görünmüyorlar ama biliyorum annem ve babam da yanımdalar. otobüsün arka kapısı açık. gece. zifiri karanlık. sıcak rüzgar geliyor yüzüme yüzüme. yaz olmalı. kalabalık bir evdi. kadınlar ağlıyordu sanırım. cenaze evi olabilirdi. ama sonra bir tek kadın. doktor. bana çizgi roman verdi. okumam için. teksasdı galiba zagor da olabilir. annem yüzünü buruşturarak çıktı içerden. elimden tuttu. kitabı masaya bıraktım. sen de kalabilir dedi mi hatırlamıyorum. bunca yıl sonra hem bir kadın doktor da teksas, tommiks? caddeye çıktık. gündüzdü. bir otobüsün arkasında yalnızdım. annem elimden tutuyordu. galiba yedi yaşımdaydım.

*
sonra bir sabah trenle göztepe'den geçerken istasyonda bir kadın ağlıyordu. ne derdi vardı bilmiyorum ve muhtemelen bir saat içinde unutacağım, tanımadığım bilmediğim bu insan için üzüldüm. pınar aylin bana yalan söylediler şarkısını seslendiriyordu beynimde o sıra. hüzünlendim. unutmuşum, insan olmak böyle bişeydi galiba!*
.